Fasya dokusu

Tedavilerimde en önemli unsur Fasya Dokusudur. Uyguladığım manuel tekniklerle fasya dokusundaki yapışmaları ve sertleşmeleri tedavi etmekteyim.

Fasya (bağ doku); kaslarımızı birbirine bağlayan, onlara şekil veren sistemdir. Yani kaslar, tendonlar, kemikler; fasya sayesinde hem bir arada tutulur hem de şekil alır.

Peki fasyanın görevi bu kadar mı sizce? Tabii ki değil.

Fasya konusu, benim terapilerimde ve diğer meslektaşlarımın terapilerinde önemli bir yer alırken, maalesef Tıp daha birkaç senedir bu konuya odaklanmaya başlamıştır.

Fasya; yüksek su bağlama kapasitesi nedeniyle en büyük endogen su depomuzdur.

Ayrıca vücudumuzun savunma mekanizması için de çok önemlidir. Yabancı mikroorganizmaların vücudumuza girmesini önler. Fasyal dokunun içinde,  hem mikroorganizmaları hem de doku çöplerini eritip yok eden temizleyici hücreler bulunmaktadır.

Fasyal doku; organların dışını kaplayarak organların hem korunmasını hem de birbirlerini zedelemeden rahat hareket etmelerini sağlamaktadır.

Kan damarları haricinde ayrıca lenf damarları da fasya dokunun içinden geçtiği için, bir taraftan gerekli mineraller yerlerine ulaştırılırken diğer taraftan metabolik atıklar hücrelerden dışarı taşınmış olmaktadır.

Bu sebepten dolayı lenf bezlerindeki hareket, kasların da hareketine bağlı olmaktadır.

Örneğin, uzun süreli kas problemlerinde, boyun bölgesinde, omuzlarda, lenf bezlerinde tıkanmalar oluşur. Bu tür durumlarda lenf bezlerinin içinde bulunan fibrinojen diğer maddelerle birleşip fibrine dönüşür ve orada kapanması gereken bir yara vs. olmadığı için fasyayı yapıştırır. Bu durum da sebebi bilinmeyen kas ağrılarına yol açabilmektedir.

Sinir uçları da fasyanın içinde bulunduğu için, bu yapışıklık sebebiyle sinir uçlarına baskı uygulamaktadır. Örneğin bu bir siyatik sinir olabilir.

Bugün fıtık oluşumunun sadece %20’sinin disklerden kaynaklandığı, geriye kalan %80’inin ise maalesef sebebinin dahi bilinmediği, bilimsel olarak kanıtlanmıştır.

Bu tür durumlarda fasyanın gözönünde tutulması çok önemlidir.

Yukarıda bahsettiğim üzere su deposu olan fasya, yeterli sıvı alınmadığında dokuda sertleşmelere, keçelenmelere yol açmaktadır.

Organlar da fasya dokusu ile çevrili olduğu için, yeterli sıvı alınmadığı durumlarda, organlara oksijen gitmesi zorlaşmakta ve ayrıca organsal sorunlar da ortaya çıkabilmektedir.

Ayrıca aşırı dozda spor aktiviteleri ve esneme hareketleri; önce fasya dokuda zedelenmeyle başlayıp daha sonra kaslarda iltihaplanmalara varan hastalıklar meydana getirebilmektedir.

Fasya, sinir sistemi ağları içerir ve bir ağ gibi vücudumuzu sarar. Bu nedenle örneğin dizimizdeki dokuda dahi bir iltihaplanma olduğunda, bu durum vücudumuzda omuz ağrısı veya kol ağrısı olarak ortaya çıkabilmektedir. Bu sebeple fasya dokusunun tedavisinde vücut bir bütün olarak ele alınmaktadır.

Vücudun asit-baz dengesinin bozulması da fasyayı olumsuz etkilemektedir. Hatta ilk belirtiler fasya dokusunda ortaya çıkmaktadır. Fasya yüksek oranda su deposu olduğu için, hücre aralarındaki sıvının yüksek asidiyle ilk olarak fasya karşı karşıya kalmaktadır.

Böylece aşırı asidik ortamla karşı karşıya kalan faysa; zamanla esnekliğini kaybederek sertleşmekte, kan damarları ve lenf bezleri zorlanmaktadır. Ayrıca yoğun asit bu dokuda yırtıklara ve iltihaplara yol açmakta ve bu durum vücudumuzun her bölgesinde ortaya çıkabilmektedir. Bunun da sebebi diagnoz edilemeyen ağrılardandır.